Eki 05

Türk şairi ve yazarıdır (Trabzon, 1914). Şair ve dilci Samih Rifat’ın oğlu olan Oktay Rifat ortaöğrenimini Ankara Erkek Lisesi’nde (1932), yükseköğrenimini de Ankara Hukuk Fakültesi’nde (1937) tamamladıktan sonra devlet sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı tarafından doktora yapmak üzere Paris’e gönderildi. Bu kentte başladığı çalışmalarını savaş nedeniyle bitiremeden yurda döndü (1940). Bir süre Maliye Bakanlığı’nda ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde çalıştıktan sonra avukatlık mesleğine geçti. İstanbul’da Devlet Demiryolları işletmesinde avukatken emekliye ayrıldı (1973).
Oktay Rifat hece ölçüsünü kullanarak yazdığı ilk şiirlerini Varlık dergisinde yayımladı (1936). Sonraları, Orhan Veli Kanık ve Melih Cevdet Anday‘la birlikte şiirin geleneksel kurallarına karşı çıkarak, gelişen Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 137 defa okunmuştur.
Eyl 24
Türk milletinin yüceliğini şiirlerinde haykıran ve “Millî şair” sıfatını alan Mehmet Emin Yurdakul, 1869′da İstanbul’da doğmuştur. Babası Balıkçı Salih Reistir. Eğitimine sübyan mektebinde başlamış, sırasıyla Askeri Rüştiye Mülkiye Okulunun İdadi kısmına yazılmış fakat kısa bir süre sonra, Hukuk mektebine girmiştir. Burada öğrenimini tamamlayamamış, 1913′e kadar Erzurum, Trabzon, Sivas ve Hicaz’da çeşitli memurluklar ve yöneticilik yapmıştır. 1897′de “Cenge Giderken” adlı manzumeyi yazmıştır. Mehmet Emin, sarayın ve dönemin aydınlarının sevgisini kazanmıştır. 1907′de İttihat ve Terakki Cemiyetine girerek Abdülhamit’e karşı muhalif olmuştur. Türk Yurdu dergisinin kurucuları arasında olan Yurdakul, İttihat Terakki cemiyetince mebus olması istendiğinde bunu reddetmiş ve Erzurum’a geçmiştir. 1908 inkılâbında Erzurum’da olan yazar, İstanbul’a döndüğünde çalışmalarına yeniden başlamış ve ölümüne kadar sürdürmüştür. 14 Ocak 1944′de vefat etmiştir. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 86 defa okunmuştur.
Eyl 19

Türk yazarı (İstanbul, 20 Aralık 1915 - İzmir ,5 Temmuz 1995). Gerçek adı Mehmet Nusret olan Aziz Nesin, Kuleli Askeri Lisesi’nden (1935) sonra girdiği Harp Okulu (1937) ile Fen Tatbikat Okulu’nu (1939) bitirerek subay oldu. Öğrenimi sırasında iki yıl Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. Subaylık görevini Anadolu ve Trakya’da yapan Aziz Nesin, 1939′dan sonra Sedat Simavi’nin Yedigün dergisinde yayımlamaya başladığı şiir ve yazılarında asker olduğu için öz adını kullanmak istemediğinden çeşitli değişik takma adların (Vedia Nesin) yanı sıra babasının adı olan Aziz Nesin’i kullandı ve bu adla tanındı. “Arkadaş Hatırına ” adlı ilk öyküsünü Ankara’daki Millet dergi sinde yayımlayan (1943) Aziz Nesin, üsteğmen rütbesindeyken, 1944′te ordudan ayrıldı. Bundan sonra da Aziz Nesin imzasıyla Millet ve Yeni Adam dergilerinde öyküler yayımlamayı sürdürdü ( “Kısmet”, “Çıngır Bey”, vb., 1944). İstanbul’a gelerek bir süre bakkallık, muhasebecilik gibi işlerle uğraştı, sonra Yedigün dergisinde ve derginin bir başka yayını olan Karagöz’de çalıştı (1944-1945). Tan Tamamını oku »
Bu yazı bugün 2 defa okundu..
Toplamda 144 defa okunmuştur.
Eyl 18
…………………………………..
Türk şairi (İstanbul,?-İstanbul, 1730). Gerçek adı Ahmet olan Nedim, İstanbul’da gördüğü medrese öğreniminden sonra müderrisliği meslek edindi. Özellikle, koruması altına alındığı sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın döneminde mesleğinde hızla ilerleyerek mahkeme naipliği ve bellibaşlı medreselerde müderrislik yaptı (1725-1730). Ayrıca, sadrazamın özel kitaplığına hafız-ı kütüp olarak girdive Aynî ile Müneccimbaşı Ahmet Efendi’nin tarihlerini arapçadan türkçeye çeviren kurulda yer aldı. Tarihte, Lale Devri diye adlandırılan dönemin başlıca kişilerinden olan Nedim, bu dönemi sona erdiren Patrona Halil ayaklanması sırasında öldü.
Nedim, kalıplaşmış Divan şiiri kurallarına genel olarak uymakla birlikte konu, dil ve yer yer söyleyiş biçimi bakımından birtakım yenilikler getirdi. Zevk ve eğlence içinde geçen yaşamındaki yer ve kişilerin gerçek Tamamını oku »
Bu yazı bugün 3 defa okundu..
Toplamda 60 defa okunmuştur.
Eyl 18
………………………………..
Türk şairi (Hasankale, 1572-İstanbul, 1635).
Gerçek adı Ömer olan ve iyi bir öğrenim gören Nef’î, genç yaşta şiir yazmaya başladı; arapça ve farsça öğrenerek Hafız Divanı ile Sa’di’nin Gülistan ve Bostan’ını okuma olanağı buldu. Ahmet I döneminde geldiği İstanbul’ da kısa sürede tanındı. Özellikle, Murat IV‘ün yaradılışına uygun olarak yazdığı kasideleriyle göze girdi; ününün doruğuna ulaştı. Dönemin üst düzeydeki devlet adamlarına kasidenin yanı sıra hiciv yazmaktan da geri kalmayan Nef’î, maden mukataacısı ve maden kâtipliği görevlerinde bu
lundu. Bir süre sonra hicivlerinde kullandığı ağır ifade dolayısıyla gözden düştü. Murat IV‘ün bir daha yergi şiiri yazmaması doğrultusundaki uyarısını dinlemeyince, padişahın buyruğuyla vezir Bayram Paşa tarafından boğdurtularak öldürüldü. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 64 defa okunmuştur.
Eyl 18
Türk Şairi (Urfa, 1642 - İstanbul, 1712).
Birçok bilgin yetiştirmiş Hacı Gaffarzadeler ailesinden gelen Nabi (gerçek adı Yusuf) iyi bir öğrenim görerek, şiir yazabilecek derecede arapça ve farsça öğrendi. Urfa’da arzuhalcilik yaparken valinin öğüdüne uyarak İstanbul’a geldi (1665). Önce, İstanbul’da aradığını bulamadıysa da, Musahip Mustafa Paşa’ya sunduğu mesnevi biçimindeki bir övgünün beğenilmesi üzerine paşa tarafından divan kâtipliğine atandı. 1671′de Lehistan seferine katılan Nabi, Mehmet IV‘ün ilgisini çekti. Bu seferde ele geçirilen Kameniçe kalesinin alınması üstüne yazdığı şiir kalenin kapısına hakkedildi. Nabi kalenin alınması nedeniyle, padişahın isteği üzerine Fetihname-i Kameniçe adlı düzyazı yapıtını kaleme aldı. Seferden sonra padişah tarafından hacca gönderildi (1678). Hac dönüşü Musahip Mustafa Paşa’nın kethüdası oldu. Paşanın ölümü üzerine yerleştiği Halep’te uzun süre varlıklı bir yaşam sürdürdü. Eski dostu olan Halep valisi Baltacı Mehmet Paşa ikinci kez sadrazamlığa atanınca, onunla birlikte İstanbul’a geldi (1710); Darphane Emaneti, sonra da Anadolu Muhasebeciliği ve Mukabele-i Süvari görevlerinde bulundu. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 1 defa okundu..
Toplamda 111 defa okunmuştur.
Eyl 17

Türk yazarı (Tekirdağ, 1840-Sakız adası, 1888).
Abdülhamit I’in müneccimbaşısı Mustafa Asım Bey’in oğlu olan Namık Kemal’in (gerçek adı Mehmet Kemal’ dir) çocukluk yılları, dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında, Afyon, Kars ve Sofya’da geçti. Sık sık yer değiştirmeleri nedeniyle düzenli bir öğrenim göremedi; özel dersler de alarak kendi kendini yetiştirdi. 1853′te gittiği Kars’ta, yörenin saz ozanlarını tanıyarak şiirle ilgilenmeye başladı. 1855′te Sofya’da bulunduğu sırada arapça ve farsçasını ilerletti, fransızca dersleri aldı. İlk etkili şiirlerini, Namık takma adıyla bu dönemde yazan Namık Kemal, 1857′de İstanbul’a gelerek Leskofçalı Galip Bey ile eski şiir geleneğini sürdüren ozanların arasına katıldı. 1863′te, düzenli ve çağdaş bir öğrenim görmeyen Tanzimat ozan ve yazarlarının yetişmesinde büyük önemi olan Tercüme Odası’na girerek hem fransızcasını ilerletti, hem de Avrupa’da doğan yeni düşünce akımlarına ilgi duymaya başladı. Şinasi ile kurduğu dostluk sonucu girdiği Tasvir-i Efkâr gazetesinin sorumluluğunu, Şinasi’nin 1865′te Paris’e gitmesi üzerine kendisi yüklendi; bu arada siyasal yazılar da yazmayabaşladı. Aynı yıl, ülkede dönemin koşullarına uygun bir anayasa yapılmasını sağlamak amacıyla kurulmuş gizli bir örgüt olan Yeni Osmanlılar derneğine girdi. Hükümetin kovuşturması sonucu, İstanbul’dan uzaklaştırılmak amacıyla Erzurum vali yardımcılığına atanınca, bu görevi kabul Tamamını oku »
Bu yazı bugün 1 defa okundu..
Toplamda 185 defa okunmuştur.
Eyl 17

Türk Şairi (Selanik, 1902-Moskova, 1963}.
Galatasaray Lisesi ve Nişantaşı Numune Mektebi’nde okuduktan sonra (1914), girdiği Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirerek deniz subayı olan Nâzım Hikmet (soyadı Ran), Hamidiye kruvazörü güverte subayı oldu. Ancak bu sırada hastalanarak sağlık kurulu raporuyla mesleğinden ayrılmak zorunda kaldı (1921). Aynı yıl, Kurtuluş Savaşı’na katılmak amacıyla, Anadolu’ya geçti. Kısa bir süre Bolu Lisesi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra Batum yoluyla S.S.C.B’ne gitti. Moskova’da iktisat ve toplumbilim okudu, rusça öğrendi. 1924′te yurda döndükten sonra serbest ölçüyle yazdığı şiirlerinde toplumsal sorunları işlemeye başladı. Aydınlık dergisinde yayımlanan bazı şiirlerinden dolayı hakkında kovuşturma açıldığını öğrenince S.S.C.B’ne geçti. (1925). Yapılan yargılama sonucu mahkûm edildi. 1928′de çıkan genel af yasasından yararlanarak geri dönerken, pasaport yasasına aykırı davranmak suçundan kısa bir süre Hopa cezaevinde tutuklu kaldı; köylü mahkûmların yaşamlarını konu edinen “Kızkapan Oğlu Vehbi, ” vb. şiirlerini bu sıradaki gözlemlerine Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 166 defa okunmuştur.
May 22

Türk şairi (İstanbul, 1916- İstanbul, 1979).
Kabataş Lisesi’ni (1936) ve Yüksek Öğretmen Okulu’nun Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitiren (1940) Behçet Necatigil, Kars Lisesi (1940-1941), Çelikel Lisesi (Zonguldak, 1941-1943) ile Kabataş Lisesi’nde (1945-1960) edebiyat öğretmenliği yaptı. 1960′ta başladığı İstanbul Eğitim Enstitüsü’ndeki öğretmenlik görevinden 1972‘de emekliye ayrıldı.
İlk şiirini 1935‘te Varlık dergisinde yayımlayan Behçet Necatigil, günlük yaşamın her an karşılaşılabilen olaylarını yalın ve akıcı bir dille şiirleştirdi. Ev içi, çarşı, pazar, park, vb. yerlerdeki gözlemlerini içe dönük kişiliğinin duyarlılığıyla pekiştirerek kendine özgü bir şiir yolu açtı. Hemen bütün şiirlerinde söz konusu konuların ağır bastığı söylenebilir. Bu şiirlerin çıkış noktası, ozanın kendi yaşam deneyimleri ve birikimidir. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 161 defa okunmuştur.
Nis 30

26 Mayıs 1905‘da doğdu. Maraş’lı bir soydan gelen Necip Fazıl’ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş’ta ki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi’nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı.
İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdikten (1924) sonra gönderildiği Fransa’da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu. Paris’te geçen bohem günlerinden sonra, Türkiye’ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Bir Fransız okulu, Robert Kolej, İstanbul Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 213 defa okunmuştur.