Tem 14
Protestan Reformu, papalığın hiç hazırlıklı olmadığı bir anda patlak vermişti.
Papalık tehlike doğuracak reformcu bir hareketin var olabileceğine inanmaz görünüyordu ve yönetimi içinde, yolsuzluk ve sefahatin alıp yürümesine göz yumaktaydı. Her şey ticaret konusu olmuş; Roma Kilisesi imtiyaz belgeleri ve günâh çıkarma ticaretine başlamıştı.
Buna karşılık özgür düşünceyi benimseyen aydınlar, fikri evrimleri ve klasik oluşumlanyla kilisenin ciddi eleştirisini yapma yetkisini kendilerinde görüyorlardı. Bu yeni aydın sınıf, titiz bir dindarlığa, ayrıca daha uyanık bir vicdana da sahipti. Bu iki unsur yalnız kilise yönetiminde değil, eğitiminde de köklü bir reforma gerekli ortamı hazırladı.
Reformcu hareketin temelinde genellikle kilisenin düştüğü düzensizlikten acı duyan, fakat tam anlamıyla Katolik olan bir dindarlık yatıyordu. Hümanizm bu, dini yenileme arzusunu olumlu yönde etkiledi, önceleri, devrimci iddialardan uzak görünen bu hareketi, papalar ve hükümdarlar da iyi karşıladılar.
Hıristiyan düşüncesine dönüş XVI.yüzyıl başlarında genelleşti. Bu, başlangıca dönme anlayışından yeni bir eğitim doğdu: Yalnız İsa’ya inanç, insanı kurtarır ve bu inanç her şeyden önce bir Tanrı vergisidir. Böylece gelecekteki “reformcu” düşüncenin tohumları atıldı.
Erasmus, Colet, Lefevre birer reformcuydu, ama eylemleri tamamen fikri alanda kaldı. Kiliseden ayrılmayı düşünmediler, papalığı ve hümanizm taraflısı hükümdarları kazanmayı umut ettiler.
Roma ile hümanizm akımı arasında çatışmanın ilk belirtisini veren Almanya’da Reuchlin olayı oldu. Reform kavramının açık seçik anlaşılması için yalnız hümanist değil, aynı zamanda din adamı da olan bir lidere ihtiyaç vardı; bu lider Luther oldu
- REFORMCU HÜMANİZM: LUTHER
Protestanlık, kilisenin kadrosu içinde kalmıştı; Luther (1482 -1546), reforma tamamen kişisel bir çözüm getirdi. Luther düşüncesinin temeli, alın yazısına ve cüzi iradenin reddine dayanır.
Roma ile çatışma patlak verince; Luther bir süre, gerçek Tanrı kelamını öğrenmenin gerekliliğini, inanç yoluyla kendini aklama zorunluluğunu, günâh çıkarma ve ayin gibi dini amellere bel bağlamanın yanlışlığını Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 113 defa okunmuştur.
Oca 26
Vahye ve Meşru Kilise’nin kararlarına uygun olan öğreti ve düşüncelerin tümüdür.
Genel olarak Ortodoks Kilisesi adı altında, Doğu’da XI. yy’dan başlayarak Roma’nın otoritesine karşı çıkan Hıristiyan kiliseleri belirtilir. Birçok uzmana göre 1054 tarihi, Batı ile Doğu Hıristiyanlığı arasındaki dinsel anlaşmanın sonunu belirtir. Ama ayrılığa yol açan belirtiler bu tarihten çok önce ortaya çıkmıştır. Roma ve Bizans’ın Hıristiyanlık kavramları IX. yy’dan başlayarak kısa zamanda farklılaştı; yeni Batı uygarlığını oluşturan hareketle daha da artan karşılıklı anlayışsızlık, iki mezhebin
birbirinden kopmasına neden oldu. 1054 tarihi Batı ile Doğu’nun ayrılışını belirleyen “resmi” tarih olarak kabul edilir. 16 Temmuz 1054‘te Ayasofya’ya (İstanbul) Roma, İstanbul patriği Mikhael Kerularios’un papa Leo IX tarafından aforoz edildiğini bildirdi. Ertesi gün piskoposlardan oluşan bir topluluk, Roma bildirisini yaktı. Bu hareket Batı ile Tamamını oku »
Bu yazı bugün 1 defa okundu..
Toplamda 562 defa okunmuştur.
Oca 24
XIX. yy’ın ortalarında, babîlik adlı dinsel öğretiden doğan görece bir dindir. Şirazlı Seyyid Ali Muhammed, Kerbelâ’da, beklenen imamın yakında geleceğini haber veren Kâzım Raşti’ yle karşılaştı. 1844‘te Raşti’nin yandaşlarından Molla Hüseyin’in Ali Muhammed’i haberci, imamın “sözcüsü” (Bab) olarak kabul etmesiyle Bab hareketi doğmuş oldu. (başkaldırmalar, ayaklanmalar, tutuklanmalar ve Babîler ile Bab’ın 1850‘de öldürülmesi, bu hareketin tarihini oluşturur). Bab adı verilen Seyyid Ali Muhammed’in Beyan adlı yapıtında açıklamaya çalıştığı felsefe, dinbilim, kültür ve toplum konusundaki düşüncelerinin çoğu, sonraki yıllarda izleyicileri tarafından bahailik dininde yeniden ele Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 166 defa okunmuştur.
Oca 09
İngiliz hümanisti Thomas More‘un (1478-1535) yunanca ” u “(hayır, yok) ile topos tan (yer) ürettiği ve her şeyin eksiksiz olarak bireylerin mutluluğu için düzenlendiği hayali toplum ve yönetim biçimini belirten terimdir.
BİR AHLAK, TOPLUM VE SİYASET DÜZENLEMESİ
Thomas More 1516‘da yayımladığı kitabı Utopia ‘da halkın, Eflatun’un sözünü ettiği bir toplum düzeninde yaşadığı ideal bir ülkeyi betimledi. Yapıt yayımlandığı dönemde öylesine büyük bir başarı elde etti ki, adı bile bir edebiyat türünü belirtmeye başladı. Leibniz, ütopya örneklerinin en ünlülerinden biri olan Etlatun’un Devlet’ inden (He Politeia e Peri Tes Dikes) esinlenerek yazdığı Essais de Théodicée (Teodise Üstüne Denemeler, 1710) adlı yapıtında hayali bir yönetim planı ileri sürdü. Rönesans döneminde, İngiliz hümanistinin yapıtı bir yana bırakılacak olursa, belirtilmesi gereken bir başka örnek de Thélème Tekkesi‘dir (Rabelais’nin Gargantua adlı yapıtının 1. Kitabı). Burası manastır Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 328 defa okunmuştur.
Oca 05
İranlı din reformcusu (M.Ö.VII. yy.?). Zerdüşt (avesta dilinde Zaratustra), sanıldığı gibi eski İranlıların (Perslerin) din kurucusu değil, Arilerin İran ve Hindistan’a yerleşmesinden yüzyıllar sonra bu dinde reform yapmış bir kimsedir.
KURBAN TÖRESİNİN BİR YANA BIRAKILMASI
Bundan ötürü, Zerdüştçülük terimi,formdan geçmiş dini (buna Parsilik de denir) belirten bir terim olarak kabul edilmelidir.
Bu reform, Eskiçağ’da Perslerin ülkesinde çok yaygın olan büyünün aşırı bir önem kazanmasına karşıydı. Ama geçmişi masalsı bir biçimde anlatılan Zerdüşt’ün adı, Yunan-Roma dünyasında büyücülerin sanatına duyulan hayranlıkla birlikte anılmaktan geri kalmamıştı. Herodotos’un Zerdüşt’ün adını bile bilmemesi gariptir.
“katışıksız düşünceye katışıksız söze ve katışıksız eylem “e (Dumézil) tapınımı kuran çok ayrıntılı ve kesin bir ahlak yasası çıkararak ateş dışında bütün öteki eski kurban törenlerinin bir yana bırakılmasına yol açtığı kesindir.
GÜLEREK DÜNYAYA GELEN
Zerdüşt’ün yaşamı, büyük ölçüde masalsıdır. Üzerinde tartışılan adının anlamı da böyledir.M.Ö VI. yy. ise, Pehlevi geleneğine uyan bir tarihtir.Christensen Sasaniler Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 168 defa okunmuştur.
Oca 05
Eski İran dinlerinden biridir.
Eski Perslerin ya da İranlıların Zerdüştçülük denen dini, bu dinin peygamberi Zerdüşt‘ün adından gelir. Aynı dini benimseyen son kimselere Parsiler dendiği için, Zerdüştçülüğün bir başka adı da Parsiliktir.
ZERDÜŞTÇÜLER VE HİNDULAR
Zerdüştçülük çok eski zamanlarda Brahmacılıkla karışmakta ve bu yüzden de insanlığın en eski dinleri arasında yer almaktadır. Saptanması olanaksız bir tarihte, Ariler denen ve Asya’nın kuzey kesiminde bir bölgede oturan halk, ikiye bölündü ve grupların birincisi Hindistan’ı istila etti, ikicincisiyse İran’a yerleşti. Bu ortak kökeni gösteren en önemli kanıt, Hinduların kutsal dili sanskritçe ile Zerdüştçülerin kutsal dili avesta arasındaki yakınlık ve bu dillerin öğretilerindeki benzerliktir. Bu halkın ikiye bölünmesine, öğretiye ilişkin anlaşmazlığın yol açtığı söylenebilir ve bu anlaşmazlığın izleri, deva ve asura gibi bazı önemli sözcüklerin, avesta dilinde (dev, şeytan ve ahura, tanrı), sanskritçede korudukları anlamlara tamamen karşıt anlamlar taşımalarında da görülür. Bu anlaşmazlığı belirten başka gerçekler de vardır. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 1 defa okundu..
Toplamda 272 defa okunmuştur.