Eyl 21

Fransız kimyacısı ve fizikçisi (Chalon-sur-Saone, 1765-Saint-Loup-de-Varennes, Saöne-et-Loire, 1833). Papaz okulunda öğrenim gördükten sonra Angers Oratorre Okulu’nda öğretmenlik yapan joseph Nicephore Niepce, 1792′de askerlik mesleğine geçti. Ama iki yıl sonra askerlikten ayrılarak bilimsel araştırmalara yöneldi ve çok sayıda buluş gerçekleştirdi. Kardeşi Claude ile birlikte, hareket enerjisini “havanın ateşle genleşmesi”nden alan ve bir gemiyi çalıştırabilecek güçte olan bir patlamalı motor (pireolofor) gerçekleştirdi. Bu buluş Claude Niepce’in patentini satmak için Paris, ardından da Londra’da giriştiği çabalara karşın yaygınlaştırılamadı.Nicephore Niepce araştırmalarını pancardan şeker üretme,hidrolik makineler gerçekleştirme, boyarmaddeler elde etme ve “Draisienne” (bir tür bisiklet) yapımı gibi değişik alanlara da Tamamını oku »
Bu yazı bugün 2 defa okundu..
Toplamda 76 defa okunmuştur.
Eyl 19

İngiliz matematikçisi, fizikçisi ve gökbilimcisi (Woolsthorpe, Lincolnshire, 1642-Kensington, Middlesex, 1727). Küçük bir toprak sahibinin oğlu olan Sir İsaac Newton anneannesi tarafından büyütüldü (babası. Newton’un doğumundan üç ay önce ölmüş, annesiyse varlıklı bir din adamıyla evlenerek bir başka yere taşınmıştı). İlköğrenimini Shillington ve Stoke yakınlarındaki okullarda yapan Newton, daha çocukken su saati, uçurtmalar, güneş saatleri yaparak mekaniğe olan tutkusunu ortaya koydu. Üvey babası 1656′da ölünce, Newton on altı yaşından başlayarak ailesinin mülkünü yönetmek zorunda kaldı; ama bu konuda bir yeteneği olmadığı gibi,böyle bir işe ilgi de duymuyordu.Nitekim kısa bir süre sonra, üniversiteye giriş için hazırlanmak amacıyla öğrenimine döndü (Matmazel Storey ile de bu dönemde tanıştı ama onunla evlenmeyip bekâr olarak yaşadı). Tamamını oku »
Bu yazı bugün 2 defa okundu..
Toplamda 172 defa okunmuştur.
Ağu 08

(1752-1834), Fransız mucit. Genç yaştan başlayarak dokumacılıkla ilgilendi. 38 yaşında uzun yıllardır üzerinde çalıştığı otomatik dokuma tezgâhının ilk tasarımını tamamladı. Ancak bu
buluşu Fransız Büyük Devrimi’nin çalkantılı ortamında pek dikkat çekmedi. 1801‘de Paris Sanayi Sergisi’ne, daha geliştirilmiş bir dokuma tezgahıyla katıldı. 1804‘de Napoleon tarafından Paris’e çağrılarak madalyayla ödüllendirildi ve kendisine maaş bağlandı. Conservatoire des Arts et Metiers’de çalışarak buluşunu daha da geliştirdi ve bugün kendi adıyla anılan otomatik dokuma tezgâhının ilk örneğini yaptı. Jakar tezgâhlarının 1812‘den başlayarak yaygın olarak kullanılması, dokuma sanayiinde gerçek bir devrim yarattı. Bu buluşu Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 200 defa okunmuştur.
Ağu 07

(1819-1889), ingiliz fizikçi. Varsıl bir ailenin çocuğu olarak özel bir eğitim gördü. Ailesinin geliriyle yaşamını sürdürerek tüm zamanını bilimsel araştırmalara ayırdı. Yaşamının sonuna doğru serveti tükenince kimi araştırmalarını yapamadan ve yıllarca süren bir hastalıktan sonra öldü. 1850‘de Royal Society üyeliğine seçilen, 1866‘da bu kuruluşun Copley madalyasıyla ödüllendirilen Joule, çalışmalarıyla mekanik, elektrik ve ısı gibi çeşitli enerji biçimlerinin esas olarak aynı olduğunu ve birbirine dönüşebileceğini ortaya koydu. Böylece termodinamiğin ilk yasası olan enerjinin sakinimi yasasını buldu. 1840‘da yayımladığı makalede bir elektrik akımının bir telde yarattığı sıcaklığın, telin rezistansı ile akımın karesinin çarpımıyla orantılı olduğunu belirtti. 1843‘de bir birim sıcaklık yaratmak için, sıcaklığın mekanik eşitliği de denilen gerekli iş miktarı değerini yayımladı. Sıcaklığın bu mekanik eşitliği İle gösterilir; standart iş birimine jul denir. Aynı Tamamını oku »
Bu yazı bugün 5 defa okundu..
Toplamda 422 defa okunmuştur.
Ağu 07

(1887-1975), Alman fizikçi. Ünlü fizikçi Heinrich Rudolf Hertz’in yeğenidir. Göttingen, Münih ve Berlin Üniversitelerini bitirdi. 1911‘de Berlin Üniversitesinden doktorasını aldı. 1917‘de doçent oldu. 1920-1925 arasında Hollanda’da Eindhoven’de Philips’in fizik laboratuvarında çalıştı. 1925‘te profesör oldu. 1928‘de Berlin Techniche Hochchule’ye atandı. Naziler erke gelince görevden alındı (1934). 1945 yılına değin Siemens araştırma laboratuvan müdürü olarak görev yaptı. 1947 yılında birçok bilim adamıyla birlikte 10 yıllığına SSCB’ye gitti ve nükleer araştırmalara katıldı. 1954‘te Demokratik Almanya’ya dönerek oraya yerleşti ve Leipzig Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmasını sürdürdü. Elektronlarla atom arasındaki çarpışmayı inceleyen ve bunu Planck -Bohr kuvantum ilkelerine göre kanıtlayan Hertz Bu çalışmasından ötürü 1925 Nobel Fizik Ödülünü aynı çalışmaya katılan Franck ile paylaştı. Hertz difüzyon yoluyla neonun izotoplarını ayırmada bir de yöntem geliştirdi.
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 128 defa okunmuştur.
Tem 16

(1656-1742), ingiliz gökbilimcidir. 1676‘da öğrenimini yarım bırakarak Güney yarımkürenin ilk yıldız atlasını yapmak için Sainte-Helene adasına gitti. Burada Merkür’ün bir geçişini gözlemledi. Güney gökküredeki yıldızların ilk katalogunu yaptı ve bunu Catalogus Stellatum Australium (Güney Yıldızları Katalogu) adıyla yayımladı (1697). 1682‘de sonradan kendi adıyla anılan kuyrukluyıldızın yörüngesini hesapladı ve bu yıldızın 1758‘de yine görüleceğini söyledi. Bu görüşü az bir farkla doğrulandı ve 1759‘da Tamamını oku »
Bu yazı bugün 5 defa okundu..
Toplamda 92 defa okunmuştur.
Tem 14

Sir Alexander FLEMING (1881-1955), ingiliz hekim ve bakteriyolog. Londra Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Aynı üniversitede bakteriyoloji profesörü oldu (1918). Staphylococci basili üzerinde çalışırken yeşil küfün mikrop öldürücü etkisini farketti. Bu küf mantarından (Penicillium notatum) penisilini üretti (1929). Buluşunu 1930‘da British Journal of Experimental Pathology’de (ingiliz Deneysel Patoloji Dergisi) yayımladı. 1942‘de Rolay Society üyeliğine seçildi, iki yıl sonra da sir ünvanı verildi. Bu buluşundan dolayı Howard Floley ve Ernest Chain’le birlikte 1945 Nobel Tıp Ödülü’nü paylaşan Fleming, II. Dünya Savaşı’ndan sonra kullanımı yaygınlaşan penisilin hakkında Penicilin, its Practical Application (Penisilin ve Pratik Uygulamaları. 1945) adlı bir de kitap yayımladı. Fleming’in bir başka buluşu da gözyaşında bulunan lizozim adlı enzimin mikrop öldürücü etkisidir.
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 65 defa okunmuştur.
Haz 25

Türk Dünyası’nın en büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, 15. Yüzyıl başlarında Semerkant’ta doğdu. Babası Muhammed ünlü Türk sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla tanındı. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomi’ye ilgi duyan Ali Kuşçu ,devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızade Rumi, Gıyaseddin Cemşid ve Muinüddin Kaşi’den matematik ve astronomi dersleri aldı. Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman’a gitti. Burada Hallü Eşkali Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrid adlı eserini yazdı.
Daha sonra tekrar Semerkant’a dönen Ali Kuşçu, Kadızadei Rumi’nin ölümü üzerine Uluğ Bey tarafından Semerkant Rasathanesine müdür olarak atandı. Ancak Uluğ Bey’in 1449’da öldürülmesi üzerine Semerkant medresesi ve rasathanesindeki çalışmalarına son vererek Tebriz’e gitti. Bir süre sonra da Uzun Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 133 defa okunmuştur.
Haz 10

Fransız kimyacı, felsefeci ve siyasetadamı (Paris, 1827-Paris, 1907). Bir doktorun oğlu olan Pierre Eugene Marcellin Berthelot, laboratuvar araştırmaları ve felsefe incelemeleri alanlarındaki yeteneğini çok genç yaşta ortaya koydu. Genç bir öğrenciyken Renan’la dostluk kurdu. 1851‘de College de France’ta araştırma asistanı oldu ve 1854 yılında Combinuisons de la glycerine avec les acides et la reproduction des corps gras naturels (”Gliserinin Asitlerle Verdiği Bileşimler ve Doğal Yağlı Maddelerin Üretilmesi”) konusundaki doktora tezini savundu.1863‘ te Eczacılık Yüksek Okulu’nda profesör oldu; 1873‘te Bilimler Akademisi’ne üye seçildi. Senatörlük, milli eğitim bakanlığı, dışişleri bakanlığı yaptı ve 1901‘de Fransız Akademisi üyesi oldu.
Berthelot 1862‘de asetilenin bireşimiyle organik maddelerin mineral elementlerden üretilebileceğini göstererek, kimyada bir devrim gerçekleştirdi. Aynı dönemde, termokimya çalışmalarına başlayarak, maddelerin ilgilerini, birleşmeleriyle açığa çıkan ısı miktarına göre tanımladı ve bundan özellikle patlayıcı maddeler konusunda uygulamaya dayalı sonuçlar çıkardı.Meudon’da kurduğu botanik laboratuvarında Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 136 defa okunmuştur.
Haz 04

( 27 Mart 1845, Remscheid-Almanya –10 Şubat 1923, Münih). Alman asıllı, Nobel Fizik Ödülü sahibi fizikçi, röntgen ışınlarını bulması ile tanınır.Bu yüzden de bu ışınlara «Röntgen ışınları» denir.
Wilhelm Röntgen, Almanya’nın Prusya kesiminde dünyaya geldi. İsviçre’de Zürich Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Würzburg Üniversitesi’nde fizik profesörü oldu.
Öğretim üyeliği görevinin yanı sıra araştırmalar da yapan Röntgen. 1885 yılında kutuplanmış bir geçirgen hareketinin, bir akımla aynı manyetik etkileri gösterdiğini açıkladı ve 1890‘lı yılların ortalarında çoğu araştırmacı gibi o da katot ışın tüplerinde oluşan lüminesans olayını incelemekteydi. “Crookes tüpü” adı verilen içi boş bir cam tüpün içine yerleştirilen iki elektrotdan (anot ve katot) oluşan bir deney düzeneği ile çalışıyordu. Katottan kopan elektronlar anota ulaşamadan cama çarparak, floresan adı verilen ışık parlamaları meydana getirmekteydi. 8 Kasım 1895 günü deneyi biraz değiştirip tüpü siyah bir karton ile kapladı ve ışık geçirgenliğini anlayabilmek için odayı karartıp deneyi tekrarladı. Deney tüpünden 2 metre uzaklıkta baryum platinocyanite sarılı olan kağıtta bir parlama farketti. Deneyi tekrarladı ve her defasında Tamamını oku »
Bu yazı bugün 1 defa okundu..
Toplamda 642 defa okunmuştur.