Oca 05
İsrailoğullarının Gazze’de MÜSLÜMANLARA yönelik yürüttüğü soykırımı Lanetliyoruz…
Ve Filistin Hamas direniş örgütü kurucusu olan Şehit Şeyh Ahmet Yasin’in Allah’a yakarışını ve şikayetini okumanızı tavsiye ederim. Allah tarafından Lanetlenen İsrailoğullarının yaptığı bu katliama karşı nasıl aciz ve tepkisiz kaldığımızı bir kez daha düşünelim.
- Şehit Şeyh Ahmet Yasin’in Allah’a yakarışı
ALLAH’ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum!
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!..
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!..
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belalarının estiği biriyim!.. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 9 defa okunmuştur.
Ara 13

Şu son günlerde Ülkemizde üstüste petrol bulunmaya başlandı.Peki bu petrol araştırmaları yeni mi ortaya çıktı yoksa daha önce de Ülkemizde petrol arandı mı?.. Güneydoğu petrol cenneti mi? İşte tüm bu soruların cevapları 100 yıl önce Sultan II. Abdülhamid tarafından hazırlanan petrol haritasıyla verilmiş.
Türkiye petrol denizi üzerinde mi? Sınırın öteki yakasında petrol çıkıyor da Güneydoğu’da niye çıkmıyor? Ya da başlayıp bitmeyen bir polemik; Türkiye’de petrol var ancak yabancılar çıkarmamıza izin vermiyor! Peki gerçekten petrolü bol denilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde petrol var mı? Bu soruya Sultan II. Abdülhamid yüz yıl öncesinden cevap veriyor. Sultan’ın hazırlattığı tespit haritasında Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin olduğu saptanıyor. Görevli mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgeleri de tarıyorlar. İşin en ilginç tarafı yüz yıl önce Tamamını oku »
Bu yazı bugün 10 defa okundu..
Toplamda 87 defa okunmuştur.
Kas 02

Sokullu Mehmed Paşa, Don ve Volga ırmaklarının birbirine en çok yakınlaştığı yerde bir kanal açmayı düşünmüştür. Bu proje için bütün ihtiyaçlar büyük bir gemiye yüklenip bölgeye götürülmüştür. Askerler üç ay kadar kazarak kanalın üçte birini bitirdiler.
O sıralar kış yaklaşıyordu ve bazı kimseler “Buraya kış altı ay evvelden gelir. Soğuktan insanın eli tutmaz olur.” diyerek askerleri korkuttular. Askerlerde kaçarak projeyi yarım bıraktılar.
Padişah durumu öğrenince, Sokullu’ya masrafları karşılamasını emretmiştir. Eğer bu proje gerçekleşebilseydi, Asya’daki Türk Topluluklarına ulaşılabilecek, Rusya’nın gelişmesi önlenecek, İran Tamamını oku »
Bu yazı bugün 6 defa okundu..
Toplamda 145 defa okunmuştur.
Kas 02
İkinci Murad Han, saltanatı daha 12 yaşında olan oğlu İkinci Mehmed‘e (Fatih Sultan Mehmed) bırakarak, Manisa’ya inzivaya çekildi ve ibadetle meşgul olmaya başladı. Bu durumdan faydalanmak isteyen yeni bir Haçlı ordusu 1444 Eylül’ünde Türk topraklarına girdi. Vaziyetin ciddiyetini anlayan Sultan Mehmed, babasına yazdığı mektupla tekrar ordunun başına geçmesini istedi. Ancak İkinci Murad Han, oğluna saltanatın sahibinin kendisi olduğunu bildirerek, yeniden ordunun başına geçmeyi reddetti. Bunun üzerine İkinci Mehmed Han babasına ferman gönderdi. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 2 defa okundu..
Toplamda 108 defa okunmuştur.
Kas 02

Doğum tarihi tespit edilememiştir. İlk Büyük Hun İmparatorluğu hükümdarı Teoman’ın oğludur. Teoman’ın başka bir karısından ve Oğuz Han’dan yaşça küçük bir oğlunun annesi, kendi oğlunu tahta geçirmek için çareler aradı ve sonunda Teoman’ı kandırarak Oğuz Han’ı güney-batı komşuları olan Kuşanlara rehin yollattı. O dönemdeki hukuk anlayışına göre, rehin, barış teminatı demekti. Oğuz Han’ın üvey annesi, oğlunun tahta geçmesini garantilemek için, Teoman’ı bir kere daha kandırarak Kuşanlara savaş açtırdı. Anlaşma bozulduğundan, Oğuz Han’ın Kuşanlar tarafından öldürülmesi gerekiyordu. Fakat Oğuz Han, süratle ülkesine kaçtı. Babası buna sevindi ve ödül olarak ona 10 bin askerlik bir vilayet verdi. Oğuz Han, yakaladığı bu imkanı iyi kullandı. Kahramanlık ve teşkilatçılık gibi özelliklerini kullanarak, kin duyduğu babasına karşı askeri hazırlığa başladı. Elindeki orduyu bir savaş makinesi haline getiren Oğuz Han, alışılagelmiş bir silah olan oku da geliştirerek menzilini uzattı. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra, babasının üzerine yürüdü ve onu yenerek M.Ö. 209 yılında Hun tahtına çıktı. Tamamını oku »
Bu yazı bugün 8 defa okundu..
Toplamda 136 defa okunmuştur.
Kas 02

2 Aralık 1876′da doğdu. Harbiye Mektebi’nde okudu. 1897′de darbe girişimlerine katıldığı için tutuklandı. Taşkışla Divan-ı Harp kararı ile müebbet kalebentlik cezasına çarptırıldı. Karar sonrasında padişah fermanı ile Trablusgarp’a sürüldü. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 1899′da yaptığı girişimler sonucu Trablusgarp kenti içi dahilinde serbest dolaşma izni aldı. Kısa bir süre sonra da Fransa’ya kaçarak, Paris’teki Jön Türklere katıldı. Paris’te Siyasal Bilgiler yüksek okuluna devam etti.
1903′te “Osmanlı Devleti Kurumlarının Tarihi Üstüne Bir Deneme” adlı teziyle okulu bitirerek Rusya’ya Tamamını oku »
Bu yazı bugün 9 defa okundu..
Toplamda 97 defa okunmuştur.
Kas 02
Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Bey vefat edip Bursa’da defnedildikten sonra devlet büyükleri, oğulları ve Edebali‘nin oğlu da söylenen Ahi Hasan isimli mübarek zat toplanıp mirası hesapladılar.
Koca Osman Bey‘den geriye birkaç at, bir kat elbise, bir çift çizme, eyer takımı, tuzluk, kaşıklık ve yüz kadar koyunla birkaç çift de öküz kalmıştı. Osman Bey‘in hiç parası yoktu. Orhan Bey‘in ağabeyi olan Alaaddin Paşa. “Atlar hükümdara kalır, koyunlar devlet malı olur; geride bir şey yok ki paylaşalım!” diyerek işi kolayca çözüme kavuşturuverdi.
Bu miras paylaşımını bir de ünlü Osmanlı Tarihçisi Âşık Paşa’dan dinleyelim: Tamamını oku »
Bu yazı bugün 1 defa okundu..
Toplamda 99 defa okunmuştur.
Kas 02

Asıl adı, İbû Ali Hasan olan Nizamülmülk, Türk tarihinin yazdığı en büyük devlet adamlarından biridir. O, âdil bir “Vezir-i âzam” olmakla kalmamış, üniversiteler kurmak suretiyle bilimin yayılmasına çalışmıştır. Büyük sanatkâr ve bilginleri korumuş, değerli eserler yazmış ve hükümdarlara en doğru yolu göstermiştir. Bütün bu büyük özelliklerinden dolayı ona “Memleketin nizamlarının kurucusu” anlamına gelen Nizamülmülk adı verildi.
Nizamülmülk 1017 tarihinde Horasan’ın Tus şehrinde doğdu ve zamanının ünlü hocalarından ders alarak yetişti. Aklı, bilgisi ve büyük insanlık meziyetleri ile önce Belh Hâkimi Ali Bin Şadan’ın emrine girdi. Daha sonra yeni kurulmakta olan Selçuklu Devleti’nin hizmetine girerek Davut Bin Mikâil’in, Alp Aslan’ın , Tamamını oku »
Bu yazı bugün 7 defa okundu..
Toplamda 91 defa okunmuştur.
Eki 31

Büyük Selçuklu İmparatorluğu hükümdârı. Babası Sultan Alparslan’dır. 1055’te doğdu. Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun topraklarını en geniş hâle getirdiği için kendisi, “Ebu’l-Feth” (fetihlerin babası veya pek çok fetih yapan) lakabıyla anıldı. Sâhip olduğu bazı üstün husûsiyetler sebebiyle, özel bir eğitim ve öğretim gösterilerek yetiştirildi. 1064-1065 Gürcistan Seferinde bulundu. Böylece küçük yaştan itibaren devlet idaresi ve orduyu sevk etme husûsunda tecrübe kazandı.
Kendisinden büyük erkek kardeşleri olmasına rağmen cesâreti, idârecilik vasfı gibi meziyetleri, Sultan Alparslan tarafından veliaht seçilmesinde rol oynadı. Hânedânın kurucusu olan Selçuk Bey’in mezarını ziyâretten dönüşte, Horasan yakınındaki Radyan’da veliaht îlân edildi. Melikşah’ın veliahtlığı, Halife Kaim bi Emrillah’ın tasdikiyle tamâmen resmiyet kazandı. Veliahtlığı sırasında devletin çeşitli cephelerinde vazife yapan Melikşah, Mâverâünnehir Seferi’nde şehit olan Sultan Alparslan’ın yerine, Devletin ileri gelenleri tarafından on sekiz yaşında sultan îlân edildi. Melikşah, babasının veziri olan kıymetli devlet adamı Tamamını oku »
Bu yazı bugün 7 defa okundu..
Toplamda 112 defa okunmuştur.
Eki 31
……………………………………………………..
Eskilerde, yüzyıllar ötesinde denilen büyük hanlıkların kurulduğu yurt olan Kafkaslarda yaşayan bir kavim, beyleri başlarında,birlik beraberlik içinde yaşarlardı. Koyunları ağıllara sığmaz . Her yılda birlikte yaptıkları toyları.
Kar, tipi ve boran dolu bir gece, Bey`in bir oğlu oldu, toy eterce. Karda doğan o çocuğa. Karça oğlan adı koydular. Bu isim, “kar gibi” anlamına geliyordu. Karca Bey, babasının kontrolünde, topluma örnek olacak bir kişi, bir lider olarak yetişmekteydi. Ama, ne yazık ki acı günler gelip çatmış, Moğol sürüleri bütün Kafkasya’yı talan etmeye başlamıştı.
Ovalara sığmayan Kara Moğol orduları geliyor. Koşuyorlar,sağa sola saldırıyorlar .Moğol sürüleri doğudan esen bir uğursuzluk fırtınası gibidir . Halk, bu fırtına önünden kaçmaktadır . Karca Oğlan’ın bey babası güneşin doğduğu yöne dikmiş gözlerini. Halkına buyruk verir: “Haydi göçelim bu diyardan.” Tan yeri ağarmadan kalktılar yataklarından gözlerinde yas. Terk ettiler yurtlarını yürekleri sızlayarak. Önlerinde koyun sürüleri, yılkıları. Yol yürümekten takatsiz düştü kadınları, çocukları. Ne zorluklar, ne sıkıntılar çektiler o bitmez tükenmez yolculukta. Çok zayiat vermişlerdi, bitmiş tükenmişlerdi. Gün gelip de Kırım eline vardıklarında Bey dedi ki: “Artık burada durak verelim.”
Tamamını oku »
Bu yazı bugün 0 defa okundu..
Toplamda 92 defa okunmuştur.